Bir dağın tepesinden uçuruma yuvarlanmak gibi birşey şu an içinde bulunduğumuz durum... Herşey etrafımızdan öylesine baş döndürücü hızla akıyor ki...
Gündeme dair başlıkları sıralamak bile yeterli aslında:
Sivas katliamı 15 yaşında
Ergenekon liste başına aday
İktidar laikliğe direniyor
Baykal hala saçmalıyor
Ülke kaptansız bir gemi gibi yalpalıyor...
Travmalar artıyor...
Milli takımın yarı final oynaması bile değiştiremedi gündemi.
Şimdi buradan felaket tellallığı yaptığım sanılabilir, hayır, sadece size ana başlıkları anımsatıyorum.
Şöyle gözlerimizi bir kapatıp bundan 85 yıl önceye gidelim; istiklal mücadelesinin ardından tüm dünyaya ibret olacak bir doğumun yaşandığı 1923 yılına... O muhteşem zaferin Cumhuriyet'le taçlandırıldığı yıllara...
Ulu önder ve silah arkadaşlarının kurduğu ve kesinlikle çizgilerini belirlediği Cumhuriyetimiz 85. yaşında en büyük acılarla kıvranıyor. Temel ilke ve esasları sabote ediliyor. Dış mihrakların denemeye cesaret dahi edemeyeceği şeyleri bizi yönetmek için onay alanlar yapıyor. Özelleştirmeler adı altında çok önemli varlıklar beleşe havale ediliyor yandaşlara... Cumhuriyet ve ilkelerine sahip çıkmak isteyenler cezalandırılıyor.
Nasıl bu hale geldik demekle ne çözülür?
Neden bu hale geldik desek ne?
Ancak biz bunları hakedecek ne yaptık sorusunu tersten sormanın vakti sanırım: Biz bunları haketmeyi sağlayacak süreçte ne yapmadık...
Neler yapmadık ki?
Bir çuval una, bir ton kömüre geleceğimizi ipotek ettik...
Allah, din iman gibi öznel şeylerle siyaset yapanlara yanlış yapmaz bunlar diye güvendik...
Her söylenene inandık...
Bugün işte böyle imar olundu...
İşte bunlardan dolayı biz değil sadece bu Cumhuriyet'in mimarı kadar ürünü de acı çekiyor...
Durum fotoğrafı bundan ibaret.
Ya bundan sonra olacaklar?
Kimbilir?
Belki de birileri elini vicdanına koyar da zulmü durdurur...
Değil mi?
Date: 02 July 2008, Wednesday
Comments (0) | Add Comment
